• onoktayon@gmail.com
  • Mustafa Kemal Mh. 2131. Cd. No: 20 / 4 06530 Çankaya / Ankara
 

Kişisel Değişim / Toplumsal Gelişim

KİŞİSEL DEĞİŞİM / TOPLUMSAL GELİŞİM

Bankacılığa başladığımda yeni bir kavramla tanışmıştım. Kişisel gelişim, ilk eğitimlerde nasıl daha iyi satış yapılır, nasıl ikna edilir, nasıl iletişim kurulur, nasıl daha başarılı olunuru anlatıyordu sanki. Bu eğitimlerin anlattığı ile bizim beklentimiz arasında büyük fark vardı. Sonrasında ise 4 kişi sayesinde doğru olduğunu düşündüğümüz haline ulaştık. Üstün Dökmen, M.Murat Somer, Doğan Cüceloğlu ve Ferda Öztürk…

Sanayi devrimi sonrası ortaya çıkan kişisel gelişim terimi, genel anlamda insanın özellikle yetişkinlerin sosyal tüm becerilerinin geliştirilebilmesini tanımlamaktadır. Temelinde insan davranışları olan bu sosyal beceriler ve davranış modelleri, psikoloji, sosyoloji, antropoloji, nöroloji gibi bilim dallarının konularıdır. 1900’lü yılların başlarında teknolojinin benzeşmesi sonucu farklılaşmanın insan gücünde oluşturulabileceği öngörüsü ile öncelikle gelişmiş ülkelerde bir yetişkin eğitim konusu haline gelen bu beceriler, 1980’li yıllardan sonra ülkemizde de yoğun ilgi görmeye başlamıştır. 1990’larda artan ilgi ile 2000 ve sonrasında ise ihtiyaç haline gelmiş durumdadır. Türkiye’de terim olarak çocuk gelişiminde Sosyal Beceri adı altında toplanan bu konular, yetişkin eğitimlerinde çoğunlukla kişisel gelişim adı altında toplanmaktadır. Bu konuları bir kitaptan okumak, konu ile ilgili bilgi vermekte, farkındalık yaratmakta ancak bilgi genelde uygulamaya geçirelememektedir. Aynı durum anlatım yöntemi ile verilen eğitimler ve seminerler için de geçerlidir. Bunun bir sebebi öğrenme stillerinin farklı olması, bir diğer sebebi de denenmemesi ve/veya tekrarlanmamasıdır. Bu sebeple bu eğitimler sık sık tekrarlanarak öğrenilmesi ve uygulanması sağlanmaya çalışılmaktadır. Eğitim konuları farklı isimlerde olsa da genelde belli başlıkları altında toplanabilir;

  •          İletişim                                   Empati
  •          Takım Çalışması                        Takım Uyumu
  •          Çatışma Yönetimi                       Müzakere Teknikleri
  •          Problem Çözme ve Karar Alma     Yaratıcılık
  •          Yöneticilik                                 Liderlik
  •          Stres Yönetimi                          Değişime Uyum               
  •          Satış / Pazarlama Teknikleri       Müşteri Odaklı Çalışma
  •          Sunum Becerileri                                 Toplantı Yönetimi
  •          Zaman Yönetimi                         …

 

İnsan, sosyal bir canlı olduğu için sosyal becerilerinin gelişiminin en hızlı olduğu 3-6 yaş sonrası bitmez. Her gün gelişiriz. Bu anlamda gelişimim tamamlandı denilemez ama gelişimimi hızlandırdı denilebilir. Kiminin gelişimi bir sözle, kiminin ki bir filmle, kiminin bir kitapla kiminin bir eğitimle hızlanır. Kişisel gelişim eğitimleriyle olan zorunlu tanışıklığımız, Üstün Dökmen’le televizyon ekranında tanışmak ile farklı bir boyut kazandı. Üstün Dökmen kişisel gelişimin, kişisel başarı için değil birbirini anlayarak, kendini daha iyi ifade ederek, temelde kişisel ve toplumsal mutluluk için olduğunu ispatlıyordu ekranda.

Kişisel gelişim eğitimleri ile ilgili şu yorum yapılabilir. Konusu sosyal beceri olan bu eğitimlerden sonra öğrenen verilen malumatları almış ve bilgi edinmiş olabilir. Ancak bunları yaşamında uygulayamıyorsa öğrenmiş sayılamayacak ve farkındalık yaratılmış olamayacaktır.  Bu sebeple teknik bir eğitim verildikten hemen sonra yapılan sınavlar gibi, bu eğitimler sonunda yapılan bilgi ölçen sınavların, konuların gerçekten öğrenilmesini ölçmede aslında hiçbir geçerliliği olmayacaktır. Ayrıca klasik eğitim yöntemleri ile öğrendiklerinin hiçbirini eğitim sürecinde uygulayamamış bile olacaktır. Kişisel gelişim eğitmeni, hikaye kitapları yazarı, radyo programcısı olan, “Çatışma Yönetimi” eğitiminde tanıştığımız Murat Somer’in bir meddah gibi kendi kendine oynadığı doğal senaryolarla yine farklı bir yere taşındı. Eğitim ilk defa daha kalıcı olmuştu benim için ki yaklaşık 15 yıl sonra bile eğitimi, eğitimciyi ve içeriğini hatırlıyor olmak bunun kanıtı. Bir iki rolü de katılımcıların yapmasına izin verdi ama yine de daha iyi olabilir miydi diye düşünmeden edemedik.

Sanayileşme sürecinde, çalışan performansının değerlendirilmeye başlaması dolayısıyla, önem kazanmaya başlayan kişisel gelişim eğitimlerinin tarihçesi konusunda yazılı net bilgiler bulunmamakta. Bunun ana sebebi, kişisel gelişim ile ilgili çalışmaların başlangıçta bu şekilde anılmamasıdır. İnsanın psikolojisi ve sosyoloji ile ilgili olan bu kavram detaylandırıldıkça bu isimle anılmaya başlamıştır. Sanayileşme ve sanayi ürünleri üretiminde yarış arttıkça ve makineler benzeştikçe, farklılığı yaratmak insan faktörüne kalmıştır. İnsandan en yüksek verimi alan devletin, ülkenin, kurumun, kuruluşun “yarışı” kazanacağı öngörülmüştür. Bunun üzerine sanayisi gelişmiş ülkeler psikoloji ve sosyoloji alanlarında yatırım yaparak araştırmalar yapmaya başlamışlardır. Yapılan bu araştırmalar ve incelemeler sonrasında ortaya bazı temel sonuçlar çıkmıştır. Bu temel sonuçlar önce seminerler ve kitaplar yardımıyla ihtiyaç sahiplerine duyurulmaya başlanmıştır. Bu bilgilere ulaşmada talep, arzdan fazla hale geldiğinde toplu eğitimlere başlanmıştır. Eğitimler öncelikle araştırmaları yapanlar tarafından verilmiş, ancak araştırmayı yapan uzman azlığında, bu kişilerin öğrencileri de eğitim vermeye başlamışlardır.

Kişisel gelişim eğitimlerine konu olan bu bilgiler, seminer ve eğitim olarak, daha yüksek verim elde etmeyi hedefleyen ve insan faktörünün önemini görmüş kurumlar tarafından kendi çalışanlarına verilmeye başlamıştır. Kurumların asıl amacı çalışanların kendisini geliştirmesi değil, daha yüksek verim, daha yüksek kar elde etmekti belki de. Eğitimler üst düzey yöneticilerden başlanarak, orta düzey yöneticilere ve sektörel bazda gerek duyuldukça en alt kadroda çalışanlara kadar tüm çalışanlara verilebilmektedir. Ülkemizde henüz örgün eğitimde çok yaygın olmayan bu eğitimler büyük yoğunlukla özel sektör tarafından verilebilmektedir. Türkiye’de çevirileri yapılan bu kitaplar ses getirse de içindeki bilgileri daha anlaşılır hale getiren örneklerin bize yabancı olması bilgi almayı güçleştirmiştir. Üstün Dökmen, Acar Baltaş ve Doğan Cüceloğlu gibi bilim insanlarının yazdığı kitaplar özellikle içindeki örneklerin “içimizden” olması dolayısıyla anlaşılır olmasını ve daha fazla ses getirmesini sağlamıştır.

Kişisel gelişimle ilgili bilgi dağarcığı aslında bin yıllardır süre gelen kültür birikimi ve bilim insanların yapmış olduğu deneyler sonucunda insan ilişkileri ve beynimizin çalışma sistematiği ile ilgili bilgiler toplanarak oluşmaktadır. Temeli kültür olduğu için bu kitapları okumayan eğitimleri almayan kişilerin bu bilgileri çok doğru şekilde kullanması da muhtemeldir. Ancak bu bilgilerle ilgili eğitimlerin, bilginin temeli insan ve insan davranışı olduğu için sadece bir grupta uygulayarak oynayarak deneyerek öğrenilmesini davranışa geçmesini sağlamaktadır. Bazı bilgiler farkındalık oluşturulduğu anda bile hızla davranışa dönebilmektedir. Ancak çoğunu öğrenmek için çocukların yaptığı gibi denemek, tekrar denemek gerekir öğrenmek için. Bu denemelerin kontrollü bir eğitim ortamında olması için ne yapılabilir araştırmasında ise karşımıza yaratıcı drama çıktı. (Makalelerimizde Yaratıcı Drama’yı detaylı okuyabilirsiniz.)

Yaratıcı drama dersine ilk girdiğimiz gün 3 saatlik bir çalışma sonrası yaratıcı drama lideri Ferda Öztürk’le tanışmanın bizi çok değiştireceğini ve kendi arayışımıza cevap bulduğumuzu anladık. Bilim adamlarının az sayılmayacak bir bölümü klasik kişisel gelişim eğitimlerinin tekdüzeliğinin insanı tek bir prototipe benzeteceğine inanmakta ve doğru olanın eleştirel düşünebilen, yaratıcı bireyler yetiştirmek olduğunu söylemektedirler. Problemler karşısında yeni çözümler bulabilmek ve hızla değişen dünyaya uyum sağlayabilmek için yaratıcı düşünebilme yetisi çok önemli hale gelmiştir.

Bilişsel, Duyuşsal ve Devinimsel, tümel bir eğitim yöntemi olan yaratıcı dramanın tüm diğer eğitim yöntemlerinden en büyük farkı eleştirel düşünebilen, yaratıcı, demokrat tutum sergileyebilen, sosyal bireyler yetiştirme becerisidir. Oyun, sanat, canlandırma ve doğaçlamanın bir arada olduğu yaratıcı drama eğitimlerinin konusu ne olursa olsun (ingilizce, matematik, iletişim vb.) içindeki öğeler sayesinde aslında birer kişisel gelişim eğitimidir. Kişisel gelişim eğitimlerini yaratıcı drama yönetimi ile işlemek ise hem farkındalık yaratmakta hem de aynı anda uygulanmasını, denenmesini sağlamaktadır.

Kişisel gelişim eğitimleri çoğunlukla, seminer, konferans ve klasik yöntem eğitimler ile verilmektedir. Kişisel gelişim eğitimleri ile ilgili araştırmalar ağırlıklı olarak, psikologlar ve sosyologlar tarafından yapılmakta ise de eğitimler, seminer ve konferanslar, işlerinde başarılı olmuş profesyonel çalışanlar tarafından da verilmektedir. Eğitmenlerin çok büyük çoğunluğu uluslararası şirketlerde çalışmış üst düzey yöneticilerden oluşmaktadır. Eğitim içeriği, odaklanılan sosyal beceri üzerinde farkındalık artışına yönelik düzenlenmekte olup, genel olarak tüm eğitimlerde geçerliliği kanıtlanmış psikolojik testler uygulanarak kişinin kendi özelliklerini fark etmesi amaçlanmaktadır. İlgili konular, kitapçıklar ve/veya slayt gösterisi olarak katılımcıya sunulmakta ve açıklamalara yardımcı olması için anekdot, hikaye ve atasözleri kullanılmaktadır. Bazı eğitimlerde yer yer çocuk oyunlarına, eğitime özel hazırlanmış senaryolu oyunlara ve senaryolu canlandırmalara da yer verilebilmektedir.  Bu klasik yöntem dışında kitaplar, internet, öykü ve hikayeler, atasözleri, ünlü sözleri, çocuk oyunları, yapılandırılmış oyunlar, senaryolu oyunlar da kullanılmaktadır. Belki de masallar ilk kişisel gelişim eğitimleridir.

Maalesef kişisel gelişimin adı kişisel başarı, kişisel hırs, gerçekleşemeyecek hedeflere yöneltme, prototip benzeri insan yetiştirme, davranışa dönüşmeyen bilgi verme gibi parazitlerle değersizleşmiş durumdadır. Biz bu kısımlarını toplamdan çıkararak sadece kendini tanıma, neyi niye yaptığını bilerek yapma, insan ilişkilerinde başarılı olma, toplumsal gelişime katkıda bulunacak kısımlara kişisel gelişim demek istiyoruz. Bu kişisel gelişimin toplumsal gelişimi destekleyeceğine eminiz. Bu sebeple eğitim içeriklerimizde bu kısımları alıp davranışa dönebilmesi için deneyerek, oynayarak işliyoruz. Kişisel gelişim için önce kişisel değişim, yani alınan bilgileri kullanarak kişinin kendi yaşantısında uygulaması getirecektir toplumsal gelişimi.

 

Kaynakça

Üstün Dökmen, Küçük Şeyler, 2004.

Ömer Adıgüzel, Yaratıcı Drama, 2012.

Altırenk Eğitim Notları


Paylaş: