• onoktayon@gmail.com
  • Mustafa Kemal Mh. 2131. Cd. No: 20 / 4 06530 Çankaya / Ankara
 

Çocuk ve Oyun

ÇOCUK VE OYUN

Niye oyun oynayan çocukları görünce, hayranlıkla, istekle ve merakla onları izleriz? Oyun oynamak bu kadar eğlenceli ve heyecanlı iken niye yetişkinleştikçe oyundan bu kadar uzaklaşıyoruz?  Oyun Oynamak Gerek yazımıza da göz atarak çocuklar niye ve nasıl oyun oynar önce buna bakalım, belki yeniden oynamak isteriz.

Oyun Oynayan İnsan kitabının yazarı Huizinga’ya kulak verelim. “Oyun her türlü maddi çıkar ve yarardan arınmış bir eylemdir. Bu eylem özellikle sınırlı bir zaman ve mekanda gerçekleşmekte, belirli kurallara uygun olarak, düzen içinde cereyan etmekte ve kendilerini gönüllü olarak bir esrar havasıyla çevreleyen veya alışılmış dünyaya yabancı olduklarını kılık değiştirerek vurgulayan grup ilişkileri doğurmaktadır… Oyun, özgürce razı olunan, ama tamamen emredici kurallara uygun olarak belirli zaman ve mekan sınırları içinde gerçekleştirilen, kendi özgün amacına sahip olan, bir gerilim ve sevinç duygusu ile ‘ alışılmış hayat’tan başka türlü olmak’ bilincinin eşlik ettiği hayvan, çocuk ve yetişkinlerin katıldığı eylem ve faaliyettir. İster çocuklara ister yetişkinlere ait olsun, her oyun ancak tam bir ciddiyet içinde oynanabilir.  Ciddiyet oyunu dışlar, ama oyun ciddiyeti kapsar. Yetişkin kişi tıpkı çocuk gibi, zevk ve rahatlama için, ciddi hayat düzeyinin altında oyun oynamaktadır. Oyundaki gerilim yeterince yükseldiğinde oynayan oyun içinde olduğunu unutacak kadar ciddileşir (Johan Huizinga).

Oyun kültürden daha eskidir. Kültür insan toplumunun varlığını gerektirir. Hayvanlar ise oyun oynamayı öğrenmek/öğretmek için insanın gelişini beklememişlerdir. Bu özelliği ile oyun akla dayandırılamaz, aksi durumda oyun oynayan hayvanlar açıklanamaz. Oyun irrasyoneldir, yani mantıklı değil öncelikle içgüdüseldir.

Oyunun hayvanlar arasında bu denli yaygın olması, hayvan tarihinde çok öncelerde ortaya çıktığına işaret eder. Sosyal açıdan insanlardan çok daha basit hayvanlarda bile görülür. Bu evrensellik, her ne kadar eğlenceli olsa da oyunun hayati bir işlevi olması gerektiği ortaya koyuyor. Başka bir deyişle, çocuğunuz oyun oynadığında gelişimi için çok önemli bir şey yapıyor demektir. Bu gelişim, fiziksel, sosyal, mental veya psikolojik olabilir.

İnsanların ve hayvanların oyunları arasında çok büyük benzerlikler vardır. Çocuklarınız sevimli sevimli oyun oynarken aslında gelecekteki ihtiyaçlarına göre yeteneklerini şekillendirmektedirler. Bir kamyon ya da topu ittirerek oynadıkları oyun, gelecekte yapabilecekleri çekiç kullanma, avlanma veya bir alet yapma gibi aktiviteleri andırır. Hatta oyun açıkça hayvansı özellikler de gösterebilir. Bebekler ve küçük çocuklar eşyaları ısırmayı ve parçalamayı sevebilir.

Çocuklar ve bebek hayvanlar benzer sebeplerle oyun oynar. Grup içinde birbirlerine uyum sağlamayı, kendi bölgelerini belirlemeyi, bedenlerini en iyi şekilde kullanmayı öğrenmek için. Önce kaslarla oyun, sonra nesnelerle oyun sonra ise sosyal oyun gelir (Leonere Terr).

Çocuklar, birçok sosyal beceriyi oyunlarla öğrenir ve dener. Yavru hayvanlar da yaşam becerilerini oyun oynayarak öğrenir ve deneyerek geliştirir.  Yavru aslanların av yakalama eğitimleri en çok oynadıkları oyundur. Çocukların oynadığı evcilik ve benzeri oyunlar ise sosyal sınırlarını çizmek için en çok oynadıkları oyundur. Bir başkası ile nasıl iletişime geçilir, ne zaman iletişim kesilir, ne zaman sinirlenilir, nasıl küsülür, nasıl barışılır, nasıl ikna edilir, nasıl sevilir, nasıl kural konur, nasıl uygulanır, ceza nedir, ödül nedir. Bu oyunların hepsinde kendini ispat başroldedir. Kendimi nasıl sevdiririm, nasıl kabul görürüm, nasıl değerli olurum, kendime ve çevreme yeterli olduğumu nasıl ispatlarım.

Yetiştirilmemiz ve sosyal etkilerin yanı sıra kalıtım da oyun oynamamızda etkilidir. Ce-e oyununu istisnasız bütün bebekler oynar. Erkek çocuklar daha fazla yarışma türü oyunları tercih eder. Kalıtımsal olarak bu oyunları oynamamız gerekiyor (Leonere Terr).

Çocukların gelişim dönemi sürerken, oyunları da aynı gelişimi gösteriyor. Çocukların kademeli olarak değişen bu oyunları en eski kültürlerden en karmaşık modern uygarlıklara kadar olan insanlık tarihinin özetini yansıtıyorlar. İlk olarak buldukları her şeyin tadına bakarak bunu bir oyuna çeviren bebeğin, ilk sosyal oyunu ce-e olabilir. Bebek içgüdüleri ile oynanan oyun, insanların oynadığı bütün oyunların başlangıcıdır. Bu oyunlarda eğlencenin içeriği, kontrol edilemez olanı kontrol etmeye çalışmaktır. Tüm oyunlarda olduğu gibi haz, kazanma ile kaybetmenin, tehlikeyle güvenliğin kesiştiği noktada oluşur. Ce-e oyunu bir çocuğun oynarken sosyal olduğunu gösteren ilk kanıttır. Bebek takip ettiği nesnenin/bireyin kaybolmasını istemez, kaybolması tehlikeyi oluşturur. Kaybolup tekrar ortaya çıkması ise haz yaratır. Oluşan haz oyunun tekrarını talep ettirir.

Büyük çocuklar, küçük çocuk oyunu oynamazlar. Çünkü onların yeterliliği bu oyundaki tehlikeyi tehlike olarak algılamaz, sonuçta da haz alamazlar. Bu sebeple daha karmaşık, daha zor, daha tehlikeli, daha fazla yeterlilik isteyen oyunlara yönelirler. Çocukların oyuncaklara değil oyun oynama haklarına ihtiyaçları vardır. Saklambaç, yakalamaca, birdirbir, evcilik, beştaş, seksek vb…

Oyun ciddi iştir. Çocuk için kendi davranışlarını kontrol etme yeteneği, sadece akademik başarı için değil aynı zamanda insanlar arası ilişkilerdeki başarı için de önemlidir. Davranışlarını denetleme konusunda becerikli olan çocuklar, yaşıtlarından daha az sinirlenir, daha az korku duyar, daha rahat olur ve daha fazla empati gösterirler. Yıllar sonra bile diğer insanlar bu çocukları sosyal olarak daha yetenekli ve daha popüler bulur. Bunun nedeni muhtemelen oyunların yardımıyla kendi duygularını düzenleme ve diğerlerinin duygularını dikkate almadaki başarılarıdır.

Çocuk haklarından biridir oyun oynama hakkı. “Hayatı deneme” hakkı elinden alınan çocuklarda sosyal beceri sorunları görülmesi doğaldır. Oyun çocuklarda, özgürlük kavramını, eleştirel bakabilmeyi, çok yönlü düşünmeyi geliştirir. Çocuklara oyun oynayacak alan, zaman ve çocuklar bulun, bulun ki bir yetişkin olduklarında daha insan olabilsinler.

Çocuğun işi oyun oynamaktır. Yaşam becerilerini öğrenmelerinin ve sevdikleri şeyleri bulmalarının belki de en etkili yoludur. Bu yüzden oyun zorunlu ve can sıkıcı bir etkinlik haline gelmesi engellenmelidir, çünkü oyunun eğlenceli doğası çocuğu içine çeker, eğlence yerine zorunluluk oyunu oyun olmaktan çıkarır. Zorunlu etkinlikler istenen sonuca götürmeye yöneliktir. Çocukların temel kişiliğini değiştirmeye çalışmak yerine özgür ve eğlenceli yoldan kendi kişiliğini bulmasına yardım etmektir, oyun oynamasını sağlamak.

http://www.dusunuyoruz.com/wp-content/uploads/2009/07/oyun5.jpg

3 tür oyun vardır. Nesnelerle oyun. Harekete dayalı oyun. Sosyal oyun. Sosyal oyun en karmaşık olanıdır, sahte kavga, birbirini kovalama ve güreşme gibi farklı şekiller alabilir. Sosyal oyunun en önemli bileşenlerinden biri rol yapmaktır.

Oyun oynamak eğlenceli olduğundan çocuk istediğiniz şeyi seve seve yapar. Çocuklar kendi ilgi alanlarına yönelik oyunlar seçtiklerinde başarılı olmak için kendi kendilerini motive ederler. Bu da onlara öz-denetimi öğretir ki bu yetenek yetişkinlikte, davranışlarını başkalarını memnun etmek için değiştirmekten daha faydalıdır.

Belki oyun oynama sadece bir erken olgunlaşma, daha gereksinim ortaya çıkmadan önce gelişmiş zamansız bir davranıştır. Oyun, insanların ve diğer hayvanların tehlikeyi algılamalarını engelleyebilir. Ama yine de oyun gerçek hayatın bir alıştırması olabilir. Çocukların oyunda risk alması önemli bir gelişimsel süreçtir. Bu şekilde sınırları test edip neyin güvenli, neyi tehlikeli olduğunu belirler. Çocuğun kişisel gelişimi için kendi oyun şeklini seçmesine izin vermelisiniz. Katı kurallar kendini doğal bir biçimde ifade etmesini engeller. Örneği Legolarla oynamayı sevmeyen çocuğunuza sadece siz legoları sevdiğiniz için oynamasını beklemeyin ve bu konuda zorlamayın.

Oyun deneyimi çocuğun;

  • Dünyayı algılamasına,
  • Fiziksel ve koordinasyon becerisinin gelişimine,
  • Duygusal ve zihinsel gelişimine,
  • Diğer çocuklara ve yetişkinlere üretken bir şekilde davranmasına,
  • Doğru yöntemlerle başkalarının ilgisini çekmesine ve bu ilgiyi korumasına,
  • Akademik başarı için gerekli olan özelliklerden konsantrasyon özelliğini kazanmasına,
  • İç dünyasını dışa vurmasına,
  • Duygularını göstermesine, anlamasına, yaşamasına,
  • Sosyal becerilerinin gelişmesine, ilişki başlatmak, tartışmak, problem çözmek, planlama yapmak, ileriyi görmek, analitik düşünebilmek, iş birliği yapmak, nezaket, zarafetle kazanmayı, neşeyle kaybetmeyi, yaratıcılık, ikna vb.
  • Doğal merakını genişletmesine yardımcı olur (Dr.Toy).
  • Oyun öyle evrensel bir dildir ki, aynı dili konuşmayan çocukları bir araya koyduğunuzda kısa sürede oyun oynamaya başlayabilirler. Aynı durum eleştirilmeyeceklerini bildikleri ortamlarda yetişkinler için de geçerlidir. Tek fark çocuklar oyunu birlikte başlatabilirler, yetişkinler genelde başlamış bir oyuna dahil olmayı tercih ederler.

Özetle diğer tüm şartlar aynı iken, iyi oyun oynayan çocuğun, oynamayan çocuğa göre hem akademik hem de sosyal olarak daha başarılı olacağını düşünülebilir.

Çocuğunuzun kitap okurken beynini kullandığı çok açıktır, ama kovalamaca oynarken de beynini kullandığını unutabilirsiniz. Çocuklukta spor ve egzersiz motor kontrol ve bilişsel yetenek için çok faydalıdır. Ama diğer bir faydası da çocuğunuzun beynini yaşlanan dek sağlıklı tutmasını sağlayacak alışkanlıkları kazandırmaktır. Engebeli bir yolda yürümek gibi beceriler bize zahmetsiz gelebilir. Ancak o sırada beynimiz bu izlenimi yaratmak için yoğun faaliyet gösterir. Yeni öğrenmeyi öğrenen çocukları engebeli bir yolda tek başına bu yüzden bırakamayız. Bu yüzden robot yapmaya çalışan mühendisler düz zeminlerde gösteri yaparlar. Engebeli zeminde robotun dengesini ayarlaması için bile binlerce verinin işlenmesi gerekir.

 

Kaynakça

Johan Huzinga,  Homo Ludens, 1951.                   

Stevanne Auerbach, Çocuk Yetiştirmede Oyunun Önemi, 1998.

Lenore Terr, Oyun Yetişkinler için Neden İhtiyaçtır, 1999

Ömer Adıgüzel, Yaratıcı Drama, 2012


Paylaş: