• onoktayon@gmail.com
  • Mustafa Kemal Mh. 2131. Cd. No: 20 / 4 06530 Çankaya / Ankara
 

Ebebeyn, Çocuk ve Yetişkin Egolarımız

EBEVEYN – ÇOCUK – YETİŞKİN EGOLARIMIZ
 
Eric Berne, Transaksiyonel Analiz’i tanımlayan kişi olarak bu temel birimi yalıtmış ve tanımlamıştır. ‘Sosyal ilişki’nin birimi transaksiyon adını alır. İki veya daha fazla kişi birbirleri ile karşılaşırsa er ya da geç içlerinden bir konuşacak ya da diğerinin/diğerlerinin mevcudiyetine dair bir tanıma belirtisi gösterecektir. Buna transaksiyonel uyaran diyoruz. Diğer kişi o uyaran ile bir şekilde ilişkisi olan bir şey söyleyecek veya bir şey yapacaktır ki buna da transaksiyonel yanıt diyoruz.
 
İnsan davranışlarını anlamak ve kestirebilmek için dört yöntemden biridir Transaksiyonel analiz. Kişinin iç dünyasını inceleyen Yapısal Analiz, kötü duygulara yol açan iletişim yollarını anlamaya yarayan Oyun Analizi ve kişinin yaşam planını anlamaya yardım eden Kurgu Analizi.
 
İnsanlar, sosyal ilişki içerisinde çok hızlı değişimler gösterirler; kelime dağarcığı, yüz ifadeleri, el hareketleri, duruş ve bedensel işlevler eşzamanlı değişmektedir. Bu varoluş halleri rol değil, psikolojik gerçekliklerdir ve herkesin sahip olduğu Ebeveyn, Yetişkin, Çocuk kavramları, Süper ego, Ego ve İd benzeri kavramlar değildir. 
 
Uyaran ve yanıtın Ebeveyn, Yetişkin ve Çocuk’un hangisinden geldiği ile ilgili birçok ipucu vardır. İpuçlar sadece kelimeler değil, aynı zamanda ses tonu, beden hareketleri ve yüz ifadelerini de içerir. Yaşından bağımsız olarak herkeste olan ve iletişimin durumuna, zamanına, mekanına göre ön plana çıkan bazen diğerleriyle çatışan bu psikolojik gerçekleri kısaca şöyle açıklayabiliriz;
 
Kural Koyan Ebeveyn Koruyucu Ebeveyn
                                  Yetişkin
    Yaramaz Çocuk Uyumlu Çocuk
 
EBEVEYN; insanın kabaca ilk beş yılı olarak kabul ettiğimiz erken yaşlarında, sorgulamadan kabul edilen, dayatılmış dış olayların beyindeki kayıtlarıdır. Bu kayıtlar, özel kişilerden anne-babalardan gelir ve düzenlenip, yorumlanmadan doğrudan kaydedilir. Ebeveyn emirlerinin kayıtları hem fiziksel hem de sosyal anlamda hayatta kalmak için gerekli olan yardımlardır. Ebeveyn verisinin bir yük veya bir nimet olması bugüne uygunluğuna, yetişkin tarafından güncelleştirilip güncelleştirilmediğine bağlıdır. Bıçak kullanmak tehlikedir verisi, 5 yaşını aşmış çocuklar için geçersizdir. Halen geçerliliğini koruması sorun yaratacaktır. Bu verinin güncellenmesi gerekir. Kısaca küçük çocuğun kendini bağımlı hissettiği, sorgulayamadığı ya da keşfedemediği dış dünyaya ait her veri Ebeveyn’de depolanır. Çatık kaş, bükülmüş dudak, uzatılmış işaret parmağı, kafa sallamak, dehşet dolu bakışlar, ayaklarını yere vurmak, elleri kalçada veya kollarını göğsünde kavuşturmak, iç çekmek, cık cık yapmak, iç çekmek, Ebeveyn’in tipik jestleridir. Hayatım pahasına da olsa bunu yapmam, daima ve asla, daima şunu hatırla, sana kaç defa söyledim, yerinde olsaydım ise Ebeveyn’in sözel ipuçlarıdır.
 
Görülen, duyulan, hissedilen ve de anlaşılan veriyi ÇOCUK olarak adlandırıyoruz. Küçük çocuğun yaşamının ilk deneyimlerinde sözcük dağarcığı olmadığı için tepkilerinin çoğu duygulardır. Çocuk küçüktür, bağımlıdır, beceriksizdir. Bu durumdan kaynaklı hayal kırıklığı ile dolu bu medenileşme sürecinin ağırlıklı ürünü ise olumsuz duygulardır. Bu duyguları temel alan çocuk kısa sürede ben yapamam, anlamam sonucuna ulaşır. Bu sonuca yol açan mutsuz duyguların sürekli olarak deneyimlenmesi ve varılan sonucun onaylanması, beyinde kalıcı bir kayıt oluşturur ve silinmez. Bir insan sosyal ilişkide duygularının esiri olmuşsa çocuk idareyi ele almıştır, deriz. Öfke aklımıza galip gelince komuta Çocuk’tadır. Çocukta aydınlık bir tarafta vardır. Çocuk aynı zamanda engin bir olumlu veri denizidir. Yaratıcılık, merak, keşif, öğrenme arzusu, deneyimlemek, dokunmak ve hissetmek dürtüsü ve ilk keşiflerin yaşattığı o saf duygular çocukta yer alır. 8-10 ay civarında çocuk hareket edebilmeye başladığında tepkileri, talepleri, gücü, tercihleri değişir. İçimizdeki çocuk kesinlik talep eder. Çocuk; güneşin her sabah doğacağını, annesinin hep orada olacağını, kötü adamın sonunda hep yakalanacağını bilmek ister. Sadece yetişkin, her zaman kesinlik olamayacağını kabul edebilir. Gözyaşları, ağlamaklı ses, titreyen dudaklar, keyifli olmak, gülmek, tırnak yemek, nanik yapmak, kikirdemek, taklit yapmak Çocuk’un transaksiyonda olduğunu gösterir. İsterdim ki, isterim, biliyorumm, yapıcam, kocaman, en iyisi, benimki, sanırım, umurumda değil ise Çocuk’un sık kullandığı sözel seçimleridir.
 
YETİŞKİN veri işleyen bir bilgisayardır. Ebeveyn ve çocuktan gelen bilgilerle birlikte yeyişkinden gelen bilgileri de toplar, süzer ve analiz eder. Değerlendirmelerin yapıldığı, olasılık hesaplarının göz önüne alındığı durumdur yetişkin. Bir annenin çocuğunu fiziksel olarak korumak üzere çocuğuna olan sert tavır, sevgi ve yaşamın korunması olarak algılanmaz, korku, öfke ve hayal kırıklığı olarak kaydedilir. Daha sonra annenin bu davranışları anlaşıldığında da bu duygular silinemez. Ama bu kayıtların anlaşılması, onların bugün yeniden oynatılmasından, bizi etkilemesinden kurtarır.  Özgürleşiriz, kaydı silemeyiz ama kapatmayı tercih edebiliriz. Yetişkin gerçeği test ederek, çocuk ve ebeveyn verilerini günceller. Ebeveyn ve Çocuk davranışlarının sonuçları öngörülebilir. Yetişkin davranışının sonuçları her zaman kestirilemez çünkü başarı kadar başarısızlık da bu davranış altında yoğun görülebilir. Daha da önemlisi değişim olasılığı bu davranışın karakteridir. Yetişkini hareketin, umudun, değişimin mümkün olduğu yerde görürüz. Yetişkin sözlüğünün temeli, neden, ne, nerede, nasıl, kim, ne zaman oluşturur. “Benim fikrime göre lise öğrencileri oy kullanmalıdır.” cümlesi “Lise öğrencileri oy kullanmalıdır.” cümlesinden oldukça farklıdır. 
 
Ebeveyn’de kayıtlı eski suçlamaları ve kusurları bulmak bize iyi hissettirir. Çünkü çocuğun yapamadıklarını yapabilen Ebeveyn çocuğun gözünde OK’dir (OK=Yeterli, Değerli, Sevilmeye Layık). Özellikle iki ebeveyn aynı fikirde olup paslaşınca her şeye güçleri yeter hisseder. Bu yüzden sürekli dünyayı, ülkeyi, siyaseti, doğayı, tuttuğumuz futbol takımlarını kurtarırız. Ebeveyn davranışlarında kendimiz iyi hissederiz, söylenmek de benzerdir.
 
İlişkilerde uyaran ve yanıt aynı egodan geliyorsa iletişim tamamlayıcıdır ve sonsuza kadar devam edebilir. Ebeveyn-Ebeveyn ile Yetişkin-Yetişkin konuşmaları çok görülürken Çocuk-Çocuk konuşmaları fazla devam edemez. Önemli olan temas almaktır. Çocuk temas isteyen taraf olduğu için birinin de temas veriyor olması gerekir ki transaksiyon devam etsin. Roller Coaster’a binen bir çift, sahilde yürüyüş yapan büyükanne ve büyükbaba nadir görülen Çocuk-Çocuk durumundadırlar.
 
Ebeveyn-Çocuk durumu her iki taraf da kabul ettiği sürece devam eder. Koca, küçük bir oğlan gibi davranmayı seçtiği evliliğinde eşi sorumlulukları alır ve ona bakarsa rollerini değiştirmek istemedikleri sürece evlilikler düzgün şekilde devam eder. Biri bu anlaşmadan sıkılırsa, paralel ilişki bozulur ve dertler başlar. İlişkiler paralel olduğu sürece yine sorun çıkmaz. Ebeveyn-Çocuk, Yetişkin-Çocuk, Ebeveyn-Yetişkin.
 
Ancak paralellik bozulursa iletişim kesilir. Çocuk-Ebeveyn’e soru sorarken Yetişkin cevabı alırsa iletişim kesilir. “Karıcım çoraplarım nerede? Çekmecenin sol üst gözünde. Peki Kravatımı gördün mü?” bozulmadan devam eder. “Karıcım çoraplarım nerede? Bıraktığın yerde” gibi bir cevap çaprazdan gelirse iletişim bozulur. 
 
Hep Çocuk Ego’suna dönen bir kişi “ben yeterli/değerli değilim” demektedir. Hep Ebeveyn’e dönen kişi ise “Kendinize bir bakın, siz değerli/yeterli değilsiniz.” demektedir. Ebeveyn ve Çocuk, Yetişkin’den önce oluşurlar ve yerleşirler. Baskı, stres, aciliyet durumlarında daha önce cevap verirler. Yetişkin’in gücü bu cevapları vermeden önce bu benim Çocuk’um, bu benim Yetişkin’im diyerek içinden ona kadar saymasında ve sonrasında hesapladığı kendi cevabını verebilmesinde yatar. Kişi Ebeveyn ve Çocuk kayıtlarını öğrenince Yetişkin’ini bulur. İngiltere’de psikoterapiye “kendini dışarı çıkarmak” denir. Yetişkin’i geliştirmenin yolu tam olarak budur. Stres anında şu an gelen kim sorusunu sorup cevabı düşünmek bile bizi Yetişkin’e ulaştırır. Yetişkin, Ebeveyn’den gelen her türlü bilgiyi sorgular. Bu sorgula sonrası tarih, din, felsefenin temellerinde yeni değerler oluşturulabilir. Eğer Yetişkin’inize ulaşmak istiyorsanız;
 
1. Çocuğunuzu tanıyın, kırılganlıklarını, korkularını tanıyın, bu duyguları ifade etme yollarını öğrenin.
2. Ebeveyn’inizi tanımayı öğrenin, öğütlerini, uyarılarını, yasaklarını, katı pozisyonları ve bunları ifade ederken kullandığı biçimleri öğrenin.
3. Diğer insanların Çocuk’una duyarlı olun, o Çocuk’a konuşun, Çocuk’u okşayın, temas edin, koruyun ve yaratıcı ifadeye duyduğu ihtiyacı taktir edin, yetersiz/değersiz olma durumlarının ağırlığını fark edin.
4. Eğer gerekiyorsa, gelen veriyi, Yetişkin’in, Ebeveyn ve Çocuk’u gerçeklikten ayırt etmesini sağlamak için 10’a kadar sayın.
5. Eğer şüphe duyuyorsanız, bırakın, yanıt vermeyin. Vermediğiniz bir yanıt yanlış verilen bir yanıttan daha doğrudur.
6. Bir değerler sisteminiz olsun. Ebeveyn ve Çocuk’un bir değer sistemi vardır. Değer sistemi olmayan Yetişkin de Ebeveyn ve Çocuk’tan daha fazla hata yapabilir.
 
Bütün insanlar yapısal olarak birbirlerine benzemektedirler. Çünkü Ebeveyn, Yetişkin, Çocuk yapılarına sahiptirler. İki açıdan farklılaşırlar; Her insanın Ebeveyn, Yetişkin ve Çocuk yapılarındaki kayıtlar, içerik ve çalışma düzenleri ve bu yapıların işlevleri açısından benzersizdirler. Kayıt, içerik ve çalışma düzeni ana hatları ile kişiyi yetiştiren kişilerden ve yetiştiği ortamdan aldığı kayıtlara bağlıdır. 
 
Ebeveyn, Yetişkin, Çocuk egolarını birer daire olarak düşünürsek bu daireler üst üste binerler ama birbirleri ile kesişmemelidirler. Ebeveyn ve Yetişkin iç içe girdiğinde bu önyargıdır. Elimizdeki ebeveyn bilgisini gerçekmiş ve gerekli imiş gibi kullanmaktır. Ebeveynlerin bu görüşlerine katılmamanın tehlikeli olmadığını görmek, veriyi bugünün verisi ile güncellemek sınırın tekrar çizilmesini Ebeveyn ve Yetişkin’in gerektiği gibi ayrışmasını sağlar. Yetişkin ile Çocuk iç içe girdiğinde ise sanrı veya halüsinasyon oluşur.  
Daireler birbirinden de ayrılmamalıdır. Ebeveyn - Yetişkin iç içe ve Çocuk dışlanırsa düğünde kalkıp dans edemeyenlerden oluruz. Çocuk dışlanır. Yetişkin - Çocuk iç içe ve Ebeveyn dışlanırsa kriminal durumlar ortaya çıkabilir. Ebeveyn olmadığı için vicdanları yoktur. Yetişkin tamamen Ebeveyn ve Çocuk’tan ayrı ise ya da yok ise kişi gerçeklikten kopar. Yetkisiz yetişkin durumudur. Direksiyonda ya Çocuk ya da Ebeveyn vardır.  Yetki ne kadar Yetişkin’de olur ve verilere dayalı düşünüp tartışıp alınan kararlara göre hareket edilirse kişi o kadar özgür olacaktır.
Bu egoların farkında olmak, kişinin seçimlerinde özgür olmasını, iradesi ile değişim yapabilmesi, tekrarlanan tepkilerini değiştirip, yeni uyaranlar sağlamasına yarar. Bu özgürlüğün çoğu erken çocuklukta kalmaktadır. Bunun için Ebeveyn ve Çocuk davranışlarının farkında olmak Yetişkini geliştirmek bize iyi gelir. İletişim çatışmalarında hem kendinizin hem de karşı tarafın hangi egoda konuştuğunu bilmek çatışma çözümlenmesinde işi kolaylaştıracaktır.
İnsan, değişimi ister ancak değişmeyi istemesinin sadece üç sebebi vardır; canının yeteri kadar yanmış olması, umutsuzluğun yavaş biçimi olan sıkıntı ve değişebileceğinin keşfi. Diğer ikisinden önce değişilebileceğini keşfederek değişmeye başlamak için önce kendimiz tanımalıyız ki egolarımızla tanışmak iyi bir başlangıç olacaktır.
 
Kaynakça
Eric Berne, İnsanların Oynadığı Oyunlar, 1957.
Thomas A. Harris, Ben Ok’im- Sen Ok’sin, 1967.

Paylaş: