• onoktayon@gmail.com
  • Mustafa Kemal Mh. 2131. Cd. No: 20 / 4 06530 Çankaya / Ankara
 

Drama Üçgeni

KARPMAN’IN DRAMA ÜÇGENİ

 

Drama üçgeni 1968 yılında Transaksiyonel Analist Stephen B. Karpman tarafından masal karakterlerinden esinlenilerek oluşturulan, her köşesinde farklı özelliklerde birbirini tamamlayan farklı rollerin yer aldığı bir sahnedir. Kurban, Kurtarıcı ve Zalim olmak üzere temelde üç rol seçeneği sunulan bu sahnede kişilerin içinde bulunmak zorunda kaldığı bu roller zaman kaybettirirken, onları mutsuz eder ve kendi hayatlarının sorumluluğunu almalarını engeller. Üç farklı rol mevcuttur;

savcı ( persecutor) (suçlayıcı)                                               kurtarıcı(rescuer) (aşırı koruyucu)

Sert                                                                                                               Yardımcı

Baskıcı                                                                                                           Korumaya istekli

Patronluk taslayan                                                                                         Sınır tanımayan

Eleştirici                                                                                                         Acıyan

Küçümseyen

Öfkeli ve Sinirli         

                        

“Bu senin hatan”                                                                                 “Yardımıma ihtiyacın var”

                               “Doğruları bilmediğim ve yapamadığım için yardıma ihtiyacım var.”

kurban ( victim )                               

 

                                                           Umutsuz

                                                           Güçsüz

                                                           Utanmış

                                                           Rahatına düşkün

 

Ortaya çıkışında esin kaynağı olan masallara baktığımızda bu rolleri daha çabuk anlayabiliriz. Örneğin; Pamuk Prenses masalını ele aldığımızda; masalda Pamuk Prenses kurban pozisyonundadır, durumu düzeltmek veya değiştirmek için çaba sarfetmez, Kötü Kraliçe zalim pozisyonundadır, Pamuk Prenses’in başına gelenler Kötü Kraliçe’nin değil Pamuk Prenses’in kendi suçudur, Yedi Cüceler ise kendi durumlarına bakmadan Pamuk Prensese bir çıkış yolu göstermeksizin kendileriyle yaşayabileceğini söylerler. Sonra zalim hamlesini yapar, kurban daha çok kurban haline gelir ve diğer kurtarıcı olan Beyaz Atlı Prens gelir ve onu kurtarır.

Çoğunlukla oynamayı seçtiğimiz bir rol olsa da aynı ya da farklı sosyal ilişkilerde zaman içerisinde roller arasında geçişler yapabiliriz. Kişiler ve roller değişse de roller arası döngü sabit kalmaktadır. Bu rolleri tanımak ve neden bu rollere başvurulduğunu bilmek, bu rollerin içine girmemeyi veya bu rolleri üstlenenlerle başa çıkmayı sağlar. Rollerib oynandığı bu Drama üçgeni farklı sosyal yapılarda başlayabilmekle birlikte, sıklıkla ilk başlangıç ortamı ailedir. İnsanoğlu yaratılışında kurban olmak üzere programlanmamıştır. Özellikle hayatın ilk yılında bakım veren kişiye bağımlı olan bebekler kurbandır.

Annesinin aşırı korumacı tutumu nedeniyle kendini kurban gibi hisseden bir erkek çocuğu düşünelim. Birçok davranışı kendi başına yapabileceği konusunda şüphe duyan çocuk, ona üzülen annesini kurtarıcısı ilan eder. Çocuğunu korumaya çalışan anne, diğer çocukların ona kaba davranmasına ve çocuğunun hayatta riskler almasına izin vermez. Onun sorumluluklarını bir bir onun adına yapmaya başlar. Aile içinde kurban olmayı öğrenen bu çocuk okul hayatıyla birlikte bu oyunu devam ettirebilmek için zalimleri de kendisine çekmeye başlar. Okuldaki zorba çocuklarca hırpalanarak, itilerek, mor gözlerle ağlayarak eve dönmesi çok zamanını almaz. Onun motivasyonu annesi tarafından kurtarılmaktır. Kurtarıcısından gördüğü acıma duygusu, ne yazık ki kurbana göre sevgiden başka bir şey değildir. Baba, aile içinde üçgeni tamamlamak üzere devreye girebilir. Oğlunun şımarık, korkak bir hanım evladı olmasından korkan baba, oğluna nasıl erkek olunacağını öğretmenin zamanının geldiğini düşünür. Ancak zalim kişiler korkusunu kabul edemez ve korkusunu gizleyebilmek için duygusunu öfkeyle ifade eder. Böylece oğluna sözel, fiziksel ya da duygusal istismarla zulmetmeye başlayabilir. Baba zulmettikçe anne daha fazla kurtarmaya çalışır ve her geçen gün çocuk yaşadığı acizlik ve kafa karışıklığı ile kurban pozisyonuna daha sıkı sarılmaya başlar. Daha sonra baba, anneye dönerek oğlunu bu hale getirmesinden sorumlu tutup zulmetmeye başlayabilir. Çocuğun rolünü değiştirmesi gerektiği, annesinin kurban pozisyonunda olması nedeniyle kendisine kurtarıcı rolünün verildiğini anlaması çok zamanını almaz ve annesini kurtarmaya çalıştığında ise roller değişmiş olur.

Temeli yine OK olmama durumuna ve duyguları doğru ifade edememeye bağlı olan bu rolleri ne kadar yakından tanırsak oynama ihtimalimiz ya da oyundan çıkma süremiz de o kadar azalır.

Kurban: Kurban kendi yaşam yolunda sorumluluk alıp yürüyerek ilerlemek yerine, gördüğü ilk durakta kurtarıcısını beklemeye başlar. Ancak gözden kaçırdığı nokta, o duraktan kurtarıcılar kadar zalimlerin de yolcu aldığıdır.  Ben yetersizim, beceriksizim, akılsızım düşüncesi ağır basar.

Kurban rolü iki şekilde karşımıza çıkabilir; talihsiz kurban ve kışkırtıcı kurban. Saldırıya maruz kalma durumunu abartarak diğerlerinin ilgisini çekmeyi amaçlayan talihsiz kurbanın, endişeli, bozguna uğramış tavrı tamamen çözümden uzaktır. Kışkırtıcı kurban ise çevresindekileri çatışma içine çekerek, içine düştüğü durumun sorumluluğunu diğerlerine yükleyerek çatışmayı seçer.

Ailesinde kurtarıcısı ve zalimleri tarafından düzenli antrenmanlara tabi tutulan kurban çocuk, büyüdüğünde kurban edildiği, üzüldüğü, eleştirildiği, taciz edildiği, alay edildiği, dışlandığı ve boyun eğdirildiği yeni yeni durumlar yaratmayı öğrenir. Kısacası, aile içinde çok iyi öğrendiği bu becerisini ortaya koyabileceği sahnelere ihtiyaç duyar. Kurban, iletişime geçtiği kişilerde sevgi zannettiği acımayı ortaya çıkarmada o kadar uzmanlaşmıştır ki, otobüste, okulda, alışverişte kısacası her ortamda bu sahneyi yeniden canlandırır.

Kurban aşırı boyun eğen ya da isyan eden davranış şeklidir. Gereksiz, belirli bir amacı olmadan, hayır demek, itiraz etmek, sızlanmak ve bir kurtarıcı tarafından zahmetsizce kurtarılmak ister.

Kurtarıcı: Kurtarıcı aslında çocukluğunda kurbandır. Ancak çocukken kendisine ait olmayan ağır sorumlulukların verilmesi durumunda bu rolü erken yaşta öğrenmeye başlayabilir. Yeni doğan kardeşin sorumluluğu, anne-babasının sorunlu evliliğini devam ettirmelerini sağlama sorumluluğu, aileye ekonomik olarak yardım etme sorumluluğu bunların bazılarıdır. Zamanla kendi sorunlarını ikinci plana atarak başkalarının sorunlarına odaklanmayı öğrenir. Kendi sorunlarını çözmekteki çaresizliğini, başkalarının sorunlarını çözerek güçlü hissetmeye dönüştürür. Zamanının büyük çoğunluğunu omuzlarının kaldırabileceğinden fazla yükün altına girerek geçirir. Birileri için üzülüp, onlar için bir şeyler yapmaya hazırdır. Ben iyiyim, yeterliyim ve akıllıyım ancak sen bunlardan yoksunsun, ben sana yardım edeyim düşüncesindedir. Çünkü kendi yetersizliklerini başarısızlıklarını diğerlerini tamir ederek iyileştirmeye çalışır.

Kurtarıcı yardım ediyor görünen kişidir aslında. Çünkü onlar bağımlılık yaratarak insanları kontrol etmektedir. Kurtarmaktan vazgeçmek, kendine bağımlı kişiler yaratmaktan vazgeçmek demektir. Kurtarıcı, ihtiyaç duyulmaya ihtiyaç duyar. Kurtarıcı tutumlar, aslında kişileri kendimize bağımlı kılan her iki tarafa da zarar veren bir tutumdur.

Zalim: Aciz, çaresiz ve kontrolsüz duygularından ötürü sert çıkışlar yapan bir kurban türüdür aslında zalim. Zalim hissettiği korkuyu gösteremeyip onu öfke ile ifade ederek kendi problemleri için herkesi ve her şeyi suçlar. O kendi sorumluluklarını almaktansa etrafındaki herkese sorumluluklarını dağıtır. Zalim kendi çocukluğunda büyük kardeşleri ya da ebeveynleri tarafından istismar edilen bir kurban olabilir. Aslında O, engellenme ve öfkesini kendinden zayıf kişilere yönlendirmenin tekniklerini öğrenmiştir. Bazı durumlarda da zayıf gördükleri yönlerini, kendini daha güçlü hissettikleri ‘disiplinli olma’ kisvesi altında gizlemektedirler. Çünkü zalim kişiler zayıf ve aciz hissetmeye dayanamazlar. Fark edilmek ve değerli olabilmek adına kurbana sen yetersizsin, başarısızsın mesajları verir. Daha derinde ise bunları kendi için de hisseder.

Rolleri, bir metaforla özetlemek gerekirse; kurban bir çukurun dibinde yer almakta, kurtarıcı ise çukurun başında durmaktadır. Yanı başında duran ipi ya da merdiveni uzatarak kurbanı kurtarmak yerine, ona yemek vermektedir. Yapmış olduğu bu yardımların onu bulunduğu çukurun başına sabitleyeceğini düşünemeyebilir. Kurban merdiveni görse de istemez, onun ihtiyacı çukurdan çıkmak değil, niye kendisinin çukura düştüğü konusunda sızlanmaktır. Zalim ise kurban pozisyonundaki kişiye zulmetmekten geri durmaz, kendi tarzında kurbanın bulunduğu yerin iyi olmadığını ve oradan çıkması gerektiğini acı şekilde öğretmeye çalışıyor olabilir. Ancak yine Zalim de çukurun başında zaman geçirmektedir.

Kurtarıcının zaman içinde gönüllü olduğu işler ona yük olmaya, yaptığı iyilikler, görevi olarak algılanmaya başlar. Yükleri arttıkça kurtarıcının kalbinde öfke ve gücenmişlik yeşermeye başlar ve kurtarıcı kurbana dönüşür. Kurtarmaya çalıştığı kişileri de zalim haline getirebilirler.

Eğer ebeveynler diğer insanlarla olan ilişkilerinde kendi ihtiyaçlarını ikinci plana atıp hep başkalarının ihtiyaçlarını karşılama yoluna giderse çocuklarına farkında olmadan ‘yaşamında kendi istek ve ihtiyaçlarını değil, başkalarının istek ve ihtiyaçlarını önemse’ mesajını da vermiş olur. Ebeveynlerinin yoğun koruyucu tutumuyla kendini kurban olarak algılayan çocuk, yaşadığı her zorlukta kendisini muhtaç hissettiği kurtarıcısına öfke duymaya başlar.  Kendisini bu derece savunmasız, kendine bağımlı ve adeta fanusta yetiştirdiği için yaşadığı zorlukların sebebini onlar olarak görebilir. Böylece kurban çocuk zalim rolüne, kurtarıcı ebeveyn de kurban rolüne dönüşebilir.

Peki, kurtarıcılık ile gerçekten yardım etmek arasındaki fark temelde sorumluluğu kimin üstlendiği ile ilgili olmakla beraber şu 4 sorunun cevabında gizlidir; Karşıdan yardım talebi var mı? Ben yardım etmek istiyor muyum? Yardım isteyene yardım edecek kapasitem var mı? Bu işin %50’sinden fazlasını yardımı isteyen mi yapıyor?

Bu üçgeni alın duygusal ilişkilerinize yerleştirin, sonra arkadaş ilişkilerinize, ailenize, iş hayatınıza hatta siyasete ya da uluslararası ilişkilere yerleştirin. Sonra bir adım geri çekilip herkesin kendi payına düşen rolü nasıl da oynadığını ve kendi hayatlarının sorumluluğunu nasıl başkalarına bıraktıklarını hayretle izleyin. Ya da izlemeyin oyundan çıkın.

Oyundan çıkmak için sadece bu rolleri ve oluşan üçgeni iyi tanımak yeterli olmayabilir. Belirlenmiş bazı oyundan çıkış yollarını/tekniklerini ise Oyun Üçgeni makalemizde bulabilirsiniz. Amacımız sadece kendi bulunduğumuz rolün dışına çıkmak değil, oyundan çıkmak olup temel nedeni ise yaşamımızın kontrolünü gerçekten ele almaktır. 

 

Kaynakça

Stephen B. Karpman, The New Drama Triangels

www.karpmandramatriangle.com

Abank Gelişim Merkezi, Coaching Ders Notları

Mehmet Akif Karakuş, Psikolojik Danışman


Paylaş: